evimin çok yakında mezarlık olması ne ironi, -böyle benim gibi- ölümden korkan biri için.toprağına dokunamayan bir mezarın, duasını eksik etmeyen aynı zamanda ve ürperen, hüzünlenen...ama ben bu mezarlığı seviyorum.hele o denizcinin mezar taşı...o üstünde yazanlar.yolum düşmese de bir şekilde gidip tekrar tekrar okuyorum o şiiri.
üstelik bizim şu mezarlık-karacaahmet-öyle imkansız bir sessizlikte ki!iki ana caddenin ortasında sıkışmış,ulu ağaçlı,sokak köpekli ve kargalarıyla beraber hem de.sanki gizemli bir güç tarafından huzura bulanmış.mezarlıktan çıkar çıkmaz trafik sesiyle boğuluyor insan.
bugün yeni yılın ilk günü ve şu aklıma gelenlere bak.
tamamen özlemden ve alkolden saçmalıyorum belki.
ama olsun, yine de ben kargalardan korkuyorum.bu konuya daha sonra değineceğim.
sevdiğim insanlar, siz kendinizi bilirsiniz.ve özlendiğinizi de...
31 Aralık 2009 Perşembe
22 Aralık 2009 Salı
yıllar sonra
yıllar sonra felsefe tarihi kitabımı açtım.nedendir bilinmez, tesadüfe bak ki, aylinle sevdiğimiz bölümlere rastladım.condillac'ın heykeli, arı masalı...bir de benim güldüklerim var: şu descartes'e -geziyorum o halde varım,bu mu yani- eleştirisiyle yaklaşan onunla çağdaş filozofu, descartes'in bu eleştiriyi ciddiye alıp karşı tezler üretmesi, giden kurşunun aslında durduğunun kanıtlanması...vs.
sayfalarını,bölümlerini unuttuğum,eski bir albümmüş gibi uzaktan baktığım bu kitap açtığım ilk dakikada beni nereler götürdü.hem de tesadüfen.
dün de yine tesadüfen sevgili felsefe hocamızın fotoğraflarını gördüm lisenin kötü internet sitesinden.bir gün önce de merve okulda ondan nefret ettiğini anlattı.haklıydı da.destekledim,biraz daha kötüledim nedenini söylemeden.
sanki çok sevilen bir öğretmen gibi kesiyordu öğretmenler günü pastasını fotoğrafta.bir tek biz severdik, ikimiz.gürkan sever miydi bilmiyorum.zannetmiyorum.ice berg'in sevmediği kesin.inci sever miydi?dalga geçerdi sanki.bir kere oy vermekle ilgili tartışmışlardı bir de.sonra ahmet'le duygu...paranoyak aylin söylenirdi o dönem.güzel şarkıydı.
hem milliyetçilikle ırkçılık arasında ince bir çizgi var, öncelikle bunu belirtmem lazım.
ayrıca karısı siyah transparan bluzun içine kırmızı sutyen giymişti okul şenliğinde.çok iticiydi.bir de aylin'le bana neden o kadar kötü baktığını hiç anlayamamıştık.gülümsemiştik hatta.ne salakmışız.
hani ona teklif gelmişti sanjosef'ten?kızı nereyi kazandı acaba?kızı hakkında birkaç dedikodu duymuştum.söyleseydim nolurdu ki?.oğlu da odtü de görmüştü beni.puah.hiç odtü'ye gitmedim ki.
bilgisayar bakmıştık ne saçma.amerikan üniversitelerindeki profesörler gibi biri sanmıştık onu herhalde.
her neyse.uzun zamandır okumuyorum.yani okumuyorum derken,işte o tarz kitapları.istiyorum ama okumuyorum.üstelik bildiklerimin de çoğunu unuttum.bugün o kitabı açmam tesadeüfen oldu,yazmış mıydım?
ablamın oyuncu bir arkadaşı faydası olur diye felsefeye başlamak istemiş.kitap önermemi istedi benden.bilmem ki.ne öneriyim şimdi ona?uğur felsefe öğreniyor değil herhalde.hatırlamıyorum ki neler okumuştum.belki de hiç okumadım.hiçbir şey öğrenmedim.
zaten benim uğur'u almış merve'den(merve'ye vermiştim) bir daha da vermemiş.bir de teyzeme gidip merve'nin benim gibi olmaya çalıştığını söylemiş.kız zerre kadar ilgilenmiyo felsefeyle de senle de.bizden daha akıllı.herkesin bir sorunu var di mi bu hayatta,bir sen normalsin.herkesin gözünden anlarsın derdini, herkesin hayatını kurtarırsın di mi?bir de aynaya baksan.
ne diyordum?aylin bana bir iki kitap önersene.yeni başlayanlar için.yok yok benim için değil.dedim ya o arkadaş için.ben öğrenmiyorsam da başkasına yardım etmemezlik olmaz.gerçi ilk başta boşver dedim ama.olsun olsun.bilsinler,okusunlar.
belki ben de okurum tekrar.belki daha sonra.
sayfalarını,bölümlerini unuttuğum,eski bir albümmüş gibi uzaktan baktığım bu kitap açtığım ilk dakikada beni nereler götürdü.hem de tesadüfen.
dün de yine tesadüfen sevgili felsefe hocamızın fotoğraflarını gördüm lisenin kötü internet sitesinden.bir gün önce de merve okulda ondan nefret ettiğini anlattı.haklıydı da.destekledim,biraz daha kötüledim nedenini söylemeden.
sanki çok sevilen bir öğretmen gibi kesiyordu öğretmenler günü pastasını fotoğrafta.bir tek biz severdik, ikimiz.gürkan sever miydi bilmiyorum.zannetmiyorum.ice berg'in sevmediği kesin.inci sever miydi?dalga geçerdi sanki.bir kere oy vermekle ilgili tartışmışlardı bir de.sonra ahmet'le duygu...paranoyak aylin söylenirdi o dönem.güzel şarkıydı.
hem milliyetçilikle ırkçılık arasında ince bir çizgi var, öncelikle bunu belirtmem lazım.
ayrıca karısı siyah transparan bluzun içine kırmızı sutyen giymişti okul şenliğinde.çok iticiydi.bir de aylin'le bana neden o kadar kötü baktığını hiç anlayamamıştık.gülümsemiştik hatta.ne salakmışız.
hani ona teklif gelmişti sanjosef'ten?kızı nereyi kazandı acaba?kızı hakkında birkaç dedikodu duymuştum.söyleseydim nolurdu ki?.oğlu da odtü de görmüştü beni.puah.hiç odtü'ye gitmedim ki.
bilgisayar bakmıştık ne saçma.amerikan üniversitelerindeki profesörler gibi biri sanmıştık onu herhalde.
her neyse.uzun zamandır okumuyorum.yani okumuyorum derken,işte o tarz kitapları.istiyorum ama okumuyorum.üstelik bildiklerimin de çoğunu unuttum.bugün o kitabı açmam tesadeüfen oldu,yazmış mıydım?
ablamın oyuncu bir arkadaşı faydası olur diye felsefeye başlamak istemiş.kitap önermemi istedi benden.bilmem ki.ne öneriyim şimdi ona?uğur felsefe öğreniyor değil herhalde.hatırlamıyorum ki neler okumuştum.belki de hiç okumadım.hiçbir şey öğrenmedim.
zaten benim uğur'u almış merve'den(merve'ye vermiştim) bir daha da vermemiş.bir de teyzeme gidip merve'nin benim gibi olmaya çalıştığını söylemiş.kız zerre kadar ilgilenmiyo felsefeyle de senle de.bizden daha akıllı.herkesin bir sorunu var di mi bu hayatta,bir sen normalsin.herkesin gözünden anlarsın derdini, herkesin hayatını kurtarırsın di mi?bir de aynaya baksan.
ne diyordum?aylin bana bir iki kitap önersene.yeni başlayanlar için.yok yok benim için değil.dedim ya o arkadaş için.ben öğrenmiyorsam da başkasına yardım etmemezlik olmaz.gerçi ilk başta boşver dedim ama.olsun olsun.bilsinler,okusunlar.
belki ben de okurum tekrar.belki daha sonra.
o değil de
geçen gün kırmızı şarabın aleyhinde o kadar konuştum, lıkır lıkır içtim ondan sonraki gün.sevdim de.
19 Aralık 2009 Cumartesi
kabak tatlısı ve bira
biri büyüdükçe sevdiğim, diğeri büyüdükçe severim sandığım ama beni fena halde yanıltan tat.
öyle ya ilk biramı da çikolatayla içmiştim.çarpar demişlerdi,çarpmadı.ya da tadı o kadar kötüydü ki farkedemedim.sonraları işi inada bindirip içki içmeye çalıştım.tatma imkanım oldukça denedim tüm içkileri birer birer.
bir tek kırmızı şaraptan korktum.ya sevmezsem, ya bir daha hiç romantik olamazsam diye.bir daha kimse bana aşk kadını deyip, kırmızı şarap hediye etmezse diye doğum günlerimde.
bir gün yenildim merakıma.
içtim yasak içkiden.
cennetten kovulmamak için de gizledim herkesten; aslında kırmızı şarabın tadını sevmediğimi.
görünüşünü sevdim ben onun.bordoya kaçan o kırmızının kadehte duruşunu, o kadehi tutan kadının ellerini ve o kadehin götürüldüğü dudakları.
utandım sonra.böylesine yüzeysel olduğum için.ama aşk bu ya vazgeçemedim işte.
üzgünüm dostlarım, hiçbirini içemedim aldığınız şarapların.ama hepsini sakladım,korudum.yıllanacaklar benimle birlikte.içilmeyecekler.
bilen bilir, değil mi aylinim, içmediğimi şaraplarımı?kızgın olmadığınızı da ben bilirim.bilir benim benim dostlarım aşka duyduğum aşkları.
sonraları tekilaya merak sardım.hiç de sarhoş olmadım adamakıllı.şöyle azıcık ısındığını bilirim damarlarımın ama isterdim bir akşam gerçekten sarhoş olmayı.tekilayla olmadı, beceremedim.kabul etmedi bünyem neşeli tekilayı.
hiç melankolik vücuda gider mi tekila?kolanya vereceksin en acısından.ya melankoliye ya da ölüme.
denemedim kolanyayı.denemem de.çünkü ben nefret ederim hastane kokusundan.iğneden de azıcık korkarım.
bu gece uykusuzluğum geri döndü.onun üstüne dark knight izledim, hiç iyi gitmedi.korkarım kabuslarımdan.yalnızım da.
zor günler için sakladığım biramı açtım sonunda. büyüdükçe severim sandığım ama beni fena halde yanıltan tat.evet.bira.gençliğimi yaşayamadım senin yüzünden be.sevemedim gitti..
ve çocukken ağzıma sürmediğim ama büyüdükçe sevdiğim o tat.kabak tatlısı.
korkuyorum annem.ben yiyemezdim böyle şıralı tatlıları.bu kız büyümekte mi yoksa ölmekte mi bu kızın aklı fikri?
seviyorum ne yapayım.yiyorum ben kabak tatlısı.
en azından bu gece.birayla birlikte.
öyle ya ilk biramı da çikolatayla içmiştim.çarpar demişlerdi,çarpmadı.ya da tadı o kadar kötüydü ki farkedemedim.sonraları işi inada bindirip içki içmeye çalıştım.tatma imkanım oldukça denedim tüm içkileri birer birer.
bir tek kırmızı şaraptan korktum.ya sevmezsem, ya bir daha hiç romantik olamazsam diye.bir daha kimse bana aşk kadını deyip, kırmızı şarap hediye etmezse diye doğum günlerimde.
bir gün yenildim merakıma.
içtim yasak içkiden.
cennetten kovulmamak için de gizledim herkesten; aslında kırmızı şarabın tadını sevmediğimi.
görünüşünü sevdim ben onun.bordoya kaçan o kırmızının kadehte duruşunu, o kadehi tutan kadının ellerini ve o kadehin götürüldüğü dudakları.
utandım sonra.böylesine yüzeysel olduğum için.ama aşk bu ya vazgeçemedim işte.
üzgünüm dostlarım, hiçbirini içemedim aldığınız şarapların.ama hepsini sakladım,korudum.yıllanacaklar benimle birlikte.içilmeyecekler.
bilen bilir, değil mi aylinim, içmediğimi şaraplarımı?kızgın olmadığınızı da ben bilirim.bilir benim benim dostlarım aşka duyduğum aşkları.
sonraları tekilaya merak sardım.hiç de sarhoş olmadım adamakıllı.şöyle azıcık ısındığını bilirim damarlarımın ama isterdim bir akşam gerçekten sarhoş olmayı.tekilayla olmadı, beceremedim.kabul etmedi bünyem neşeli tekilayı.
hiç melankolik vücuda gider mi tekila?kolanya vereceksin en acısından.ya melankoliye ya da ölüme.
denemedim kolanyayı.denemem de.çünkü ben nefret ederim hastane kokusundan.iğneden de azıcık korkarım.
bu gece uykusuzluğum geri döndü.onun üstüne dark knight izledim, hiç iyi gitmedi.korkarım kabuslarımdan.yalnızım da.
zor günler için sakladığım biramı açtım sonunda. büyüdükçe severim sandığım ama beni fena halde yanıltan tat.evet.bira.gençliğimi yaşayamadım senin yüzünden be.sevemedim gitti..
ve çocukken ağzıma sürmediğim ama büyüdükçe sevdiğim o tat.kabak tatlısı.
korkuyorum annem.ben yiyemezdim böyle şıralı tatlıları.bu kız büyümekte mi yoksa ölmekte mi bu kızın aklı fikri?
seviyorum ne yapayım.yiyorum ben kabak tatlısı.
en azından bu gece.birayla birlikte.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
